
Kadıköy’de teknik direktör garabetlerinin sonuç üzerinde birincil etken olduğu bir oyun oynandı. Beşiktaş açısından maça bakıldığında gol dışında bulunan pozisyonların hemen hemen hepsinde, oyunun son çeyreğinde sahaya dahil olan Bobo ve Holosko ikilisi var. Üstelik Beşiktaş 10 kişi ve sonuca yönelik akınlar Bobo ve Holosko ikilisinin ayaklarından üretiliyor. Sadece bu fotoğrafa bakmak bile Mustafa Denizli’nin kadro seçiminin doğru olmadığını tartışmasız ortaya koyuyor. Denizli Fenerbahçe’ye büyük bir iyilik yaptı.
Fenerbahçe’de ise, kanımca maçın en anlamlı görüntüsü Volkan’ın Guiza’ya attırdığı golden sonra Fenerbahçe kalecisini kutlamak için birkaç saniye içerisinde yanında olan futbolcunun Alex olmasıydı. Alex De Souza bu maçta taktik icabı bildiğimiz ön libero pozisyonunda oynadı ve Fenerbahçe’nin rakibi 10 kişi kalmasına rağmen, net bir şekilde oyunu karşı kaleye yıkamamasının altındaki temel neden Alex’in oyunun hücum yönüne bildiğimiz ölçüde dahil olamamasıydı. Fenerbahçe’nin ikinci yarıda yaşadığı akametin temel nedeni bu katılımsızlıktı. Alex’in yerine 60.dakikada oyuna Josico’nun dahil olması Aragones’in kalan dakikalarda tercihinin ne yönde olacağının sinyallerini veriyordu.
Fenerbahçe sevenlerinin ağzına bir parmak bal çaldı. Yıllardır derbi maçlarında istediğini öyle ya da böyle alan bir futbol anlayışı sergileyen Sherwood ekibi parlak ezeli rekabet tablosuna bir başarı çizgisi daha attı. Aynı şeyi ezeli rekabet halinde olmadığı takımlarla oynadığı maçlar için söylemek mümkün değil.
Maçı daha çok isteyen ve hak eden ekip Fenerbahçeydi. En azından daha çalışılmış işler denediler sahada. Selçuk ve Guiza’nın attığı goller belirli bir emek verme sürecinin sonucu gibi görünüyordu. İlk yarının sonlarında yine bir köşe vuruşu sonrasında Uğur Boral’ın şutu da organizasyon açısından başarılıydı. Bu organizasyonları Türkiye’deki büyük takımlar arasında bir tek Fenerbahçe’nin bu kadar başarılı şekilde icra etmesi de üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir konu.
Uğur Boral ve Kâzım ikilisi 3’e 2 ve 5’e 2 durumdaki iki pozisyonda en hatalı tercihleri yaparak takımlarını golden etseler de oyun içerisinde istekliydiler. Bu ikisi önemli futbolcular olduklarını sadece belirli bir seviyenin üstündeki maçlarda ispat etmeyi tercih ediyorlar. Tepki çekmelerinin temel nedeni de aslında bu. Karşılarında Hacettepe varken de Tokatspor varken de, Chelsea varken de yakın motivasyon hali içerisinde olurlarsa gerçek anlamda profesyonel futbolcu sınıfına girerler. Yoksa yazanlar ve söyleyenler havanda su dövmeye devam ederler.
Bünyamin Gezer iyiydi. Geçtiğimiz haftalarda Fenerbahçe’nin internet üzerindeki en etkin taraftar oluşumlarından bir tanesi yayıncı kuruluşu protesto amaçlı bir kampanya başlattı. Yayıncı kuruluşun yetkili ağızları ise “Aman efendim neden Fenerbahçe’ye kara sürelim, bindiğimiz dalı keser miyiz hiç?” tavrına büründüler. Fakat insanların aklına kurt düşüren şeyler oluyor demek ki. Osmaniye’de yaşayan bir Fenerbahçe taraftarı kendisi ile desteklediği takımını buluşturan yegâne kutuyu teslim etmeyi düşünüyorsa, biraz söylenenlere kulak vermekte fayda var. Bir de insanların gözlerinin içine baka baka yanlış olanı iddia etmekte ısrar etmeyeceksiniz.
Yayıncı kuruluşun yorumcularından Türk futbolunun değerli ve özgün hakemlerinden önemli bir isim; Cisse’nin Uğur Boral’a yaptığı ilk hareketin “sarı kart hattâ faul olmadığını iddia ederek” Bünyamin Gezer’in sonuca tesir ettiğinden dem vurdu. Üstelik bunu Cisse’nin Uğur Boral’ın bileğinin üzerine arkadan bastığını televizyon açık seçik gösteriyorken diyebiliyordu. Karşısındaki değerli spor adamı da Cisse’nin Uğur Boral’ın arkadan bileğine bastığını yüz binlerce izleyici gibi görmesine rağmen, “gerçekten de böyle faul olmaz hocam” gibi hatalı bir onama cümlesi kurabiliyordu. Israrla yenileyelim insanların gözlerinin içine baka baka yanlıştan taraf olmamak gerekir. Cisse’nin gördüğü ilk sarı kart hakem Bünyamin Gezer’in birkaç adım yanında yaşanan bir pozisyonun ardından gelmiştir ve el-hak doğrudur. Lugano’ya bir sarı kart göstermeyip yanlış yapmış olsa da öyle yerden yere vurulacak bir hatası olmamıştır Bünyamin Gezer’in. Mesela Beşiktaş’ın attığı gol öncesinde Rüştü’nün kullandığı serbest vuruşta gerçekten ihlâl var mıdır yok mudur tartışılmamıştır. İbrahim Üzülmez’in o pozisyonda Gökhan Gönül’ün suratına indirdiği tokatı anlatan olmamıştır. İnsanların isyanlarına ara sıra kulak vermek ve etraflıca özeleştiri yapmak gerekir bazen.
10 kişi Beşiktaş’ın Holosko ve Bobo’nun dahliyle daha etkili futbol oynadığı, Fenerbahçe’nin ve Luis’in istediğini aldığı maç oldu. Diliyoruz ki Fenerbahçe için artık bir milât olsun bu maç. Artık sıradanlaşan derbi kazanıp basit maç kaybeden takım olma kimliğini Fenerbahçe taraftarından başka kimse takdir etmez.










