
Başta Fenerbahçe yönetimi, Fenerbahçeli futbolcular, Luis Aragones teknik heyeti ve Luis Muhipleri Cemiyeti olmak üzere herkes için mutlu olma zamanı. Artık herhangi bir kayda değer hedef kalmadığına göre bu saydıklarım stresten arınmış, çakraları açılmış bir halde çizdikleri göz kamaştıran tabloyla gurur duyabilirler.
Fenerbahçe, Kadıköy’de vasat bir futbol ortaya koyan rakibi Porto’ya yenildi. Vasat ortalama demektir. Fenerbahçe ortalamanın fersah fersah altında bu sene.
Maç özetlenmeye çok müsait.
Fenerbahçe iki gol yedi, attığı gol ise Porto kalesine 5’e 2 hücum edilirken Kâzım’ın; “Ne yapayım arkadaş kime vereyim şu topu lânet olsun” dercesine öylesine salladığı bir topun Portolu futbolcunun ayağından hız ve yükseklik kazanmasıyla tamamen şans eseri geldi. 3.dakikada uzun süredir görmediğimiz türden organize bir atak geliştirdi Fenerbahçe. İkinci yarının başında Guiza artık alıştığımız üzere boş kaleye topu gönderemedi. Uğur Boral sağa sola fütursuzca kasti tekmeler sallamasına rağmen garip bir şekilde tamamlayabildi 90 dakikayı. Büyük kurtarıcı Burak Yılmaz 77. dakikada Aragones tarafından oyuna alındı ve topla neredeyse hiç buluşmadı. Fenerbahçeli futbolcular ara sıra hakemleri tribünlere şikayet ederek ihaleyi üzerlerinden atmaya çalıştılar ancak artık mızrak çuvala sığmıyor. Fenerbahçe seyircisi sahada futbol oynayanlardan çok daha bilinçli. Yemiyor.
Defans hattında Yasin Çakmak kelimenin tam anlamıyla silikti. Fenerbahçe’de oynayabilecek futbolcu değil Yasin. Ya da düzeltiyorum tam olarak bu Fenerbahçe’de oynayabilecek futbolcu. Hulk, Yasin’i alıp neredeyse sırtında taşıdı. Stoperiniz, ya size hücum eden takım futbolcusundan kuvvetli olacak ya da en az onun kadar kuvvetli olacak. O da olmadı daha çevik olacak. Yani bir özelliği ile hücumcudan vasıflı olacak ki karşısındakini yıldırabilirsin. Yasin kuvvetsiz ve yavaş.
Orta alanın siliği Josico’ye gelince… O da oldukça önemsiz ve özelliksiz bir futbolcu. Sanırım tek ve en büyük özelliği, dünya üzerinde Maldonado ile aynı mevkiyi paylaşan ve Maldonado’dan daha iyi olan 57.000 defansif orta saha oyuncusundan birisi olması. Emre Belözoğlu ise artık şu kabak tadı veren arabesk kimlik bunalımından sıyrılmalı. Artık Fenerbahçe’ye geldi ve iyi para kazanıyor. Faydalı olmanın bir yolunu bulup, beklentilere karşılık vermeli. Psikolojik destek mi alacak, fizyolojik destek mi alacak ne gerekiyorsa yapıp ortaya somut bir şeyler koymanın vakti geçiyor Emre için…
Aragones sisteminin en büyük mağdurlarından Alex de Souza yakın korumaları olmadan çok kolay etkisiz hale getiriliyor. Yakın korumalar varsa sahada, Alex’in top aldığı bölgeye yapılan saldırıya cevap verirler. Fiziksel efora karşılık eforlarla mücadele ederler ve darbeyi emerek orta alandaki baskı enerjisinin Alex’in üzerine yönlenmesine engel olurlar. Ancak korumalar defansa gömülüyse Alex’i unutun. Alex çelimsiz bir insan olduğu için kendisinden fizikçe üstün olan futbolcuların arasına bırakılırsa kaybolur gider. Alex’e Deniz koruma olur meselâ, Selçuk olur, Appiah olur, Aurelio olur. Josico, Maldonado ve türev türleri olmaz.
Önder Turacı, Deniz Barış ikilisi lanetli gibiler. Daha fazlasını hak ediyorlar fakat alamıyorlar. İlk Porto maçında forma şansı verilen Yasin bu şansı çok iyi kullandığı için mi oyundaydı merak konusu. Peki Deniz Barış’ın adının Uefa’ya bildirilmemesi normal mi? Dün iyi bir Deniz olsaydı sahada Josico’nun işlevini fazlasıyla yerine getirmez miydi?
Aragones’e sabretmemek bir itham edilme bir hâd, hudut bilmezlik olarak nitelendi hep. Peki sabredelim de biz iyi işleyen bir sistemin ve o sistemle gelen başarıların üzerine sindirmeye çalışıyoruz güncel başarısızlıklarımızı. Bu kabul edilebilir bir şey mi? Fenerbahçe ligden kopuksa, Şampiyonlar Ligi’nde yoksa, Uefa Kupası’nda devam etmesi rüyaysa bunun faturası evvela yönetime, sonra teknik direktöre ve sonunda futbolculara çıkarılmaz mı? Taşıdığı unvandan dolayı Aragones’in üstüne az bile gidiliyor. Takıma kazma vurmadan, bu malzemeden petrol çıkaramam ben deme kolaycılığına kaçmayı çok iyi bilen Luis, nedense maç çevirme ve takım kurgulama konusunda stajyer teknik direktör Zico kadar zekice davranamıyor. Turkcell Süper Lig de, Şampiyonlar Ligi de elden çıktı. Neye sabır gösterelim, neye tahammül edelim? Kime haksızlık etmeyelim?
Fenerbahçe futbol takımına sert ve çözüm odaklı nihai önlemler gerekiyor. Umarım ara transfer döneminde de “Josico’ya güveniyoruz,” “Burak patlama yapacak”, “Maldonado sözleşmeli futbolcumuzdur”, “Hocamız takımın başındadır” benzeri sözler duymayız. Bu kadroya mücadeleci ve yenilgiyi kabul etmeyen yabancı futbolcular ve Fenerbahçe değerlerini sahaya gazı ya da primi aldığında değil o formayı giydiği her maçta yansıtabilecek Fenerbahçe taraftarı yerli futbolcular katılmalı.
Beşiktaş karşısında galip gelinirse belki yine ağzımıza bir parmak bal çalınır. Ezeli rakiplerini yenip camiayı kandırmak noktasına endekslenen bir başarı anlayışı bana kalırsa kabûl edilir değil.
Fenerbahçe’nin kayda değer bir hedefi kalmadı. Bu eserde emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Fenerbahçe seyircisini heyecansız, gerilimsiz, stressiz futbol dolu günler bekliyor. Herkes tadını çıkarsın. Bir de ikinci devre İnönü’de Beşiktaş’ı, Samiyen’de Galatasaray’ı yenersek değmeyin keyfimize o zaman…
Ferhan YILDIZ
editor@1907.biz










