Build schools for Cambodian kids
1907
Parent 1
Parent 2
Parent 3
  “BU SEVDA BİTMEZ GÖNÜLLERDE..” Home   Page 1   Page 2   Page 3   Page 4   Page 5   
 
Stephen Appiah

19.07 - Dünya Fenerbahçeliler Günü’nde “Fenerbahçe Taraftarına Hediye” diye lanse edilerek 8 milyon euroya gelmişti Fenerbahçe’ye. Çubuklunun en cok yakıştığı isimlerden biriydi.

Mucizevi şekilde şampiyonluğun kaçtığı 2005-2006 sezonunda ayakta kalan, taraftarca suçlanmayan yegane isimdi.

Ne olduysa 2006 Dünya Kupası’ndan sonra oldu.. Önce “gidecek mi, kalacak mi?” muhabbetleri; her gün gazetelerde çıkan haberler.. Ardından ligin ilk maçında Kayseri Erciyes karşısında İlhan’a kafa atması sonucu aldığı 6 maç ceza.. Dinamo Kiev maçlarında yokları oynaması, Şampiyonlar Ligi’ne katılamamızdan sonra bitmeyen sakatlıkları..

Herşeye rağmen taraftar onu sabırla bekliyordu, ondan hala umutlu olanlar vardı.. Takım her tökezlediğinde o akla geliyor; ne yapsa, ne dese sineye çekiliyordu. “Bugün gelicek”, “yarın geliyor” derken olmadı.. Gelmedi.

Arthur Zico döneminde yaptığı tek olumlu iş Ankaragücü’ne attığı goldü sanırım.

Sakatlığı döneminde parası tıkır tıkır ödendi, tedavisini istediği yerde sürdürmesine izin verildi. Ama hiç memnun edilemedi. Sanki Fenerbahçe ile bağlarını çoktan koparmıştı 2006 Dünya Kupası’ndan sonra. Geçen sezon para çekme işlemleri dışında İstanbul’a bile uğramayan Appiah sonunda bir açıklama yapıp serbest kaldığını belirtmiş.. Açıklamasındaki üslupla da bol bol tribünlere oynayıp, yönetimle taraftarı karşı karşıya getirmeye çalışmış. Zaten sakatlığını atlattıktan sonra serbest kaldığını açıklaması son derece manidar.

Appiah’ın açıklamalarından sonra yönetim bir açıklama yapıp son sözü söyledi. Özetle Appiah artık yok. 2 sezondur onu bekleyen 4 numaralı forması da sezon başında Edu Dracena‘ya verildi.

Uzatmayalım, geçen haftaki bu karşılıklı açıklamalardan sonra Appiah transfer edildiğinde Milliyet’te çıkan otobiyografisi aklıma. Yorumsuz olarak Appiah’ın ilk Türkiye macerası;

“Fenerbahçe’nin 8 milyon Euro’ya Juventus’tan transfer ettiği Appiah için herkes, “Galatasaray’a şöyle bir uğradı, geçti” dedi. Ancak Ganalı oyuncu, yaklaşık bir ay içinde öyle şeyler yaşadı ki, İstanbul’daki “Sarı - Kırmızı” günlerini hiç unutamadı (!)

Udinese ile başlayan Avrupa serüveni öncesinde, Appiah’ı belki de Dünya Futbolu’nda ilk keşfeden Ahmet Keskinkılıç oldu. Yaklaşık bir ay Gana’da, iğneyle kuyu kazar gibi futbolcu arayan Keskinkılıç, 8 isimde karar kıldı ve İstanbul’a getirdi. Keskinkılıç’ı tanımayanlar için söyleyelim, Emre Belözoğlu’nu da Zeytinburnuspor’dan Salih hoca ile birlikte bulup getiren isimdir.

Ancak İstanbul yolculuğu öncesinde, Türk vatandaşı yapılabilmesi için 8 oyuncunun da ailelerinden muvaffakatname almak gerekiyordu. Bu nedenle Appiah’ın köyüne doğru yola çıktı. Taştan bozma evine girdiğinde, Ganalı oyuncunun anne ve babasıyla tanışma fırsatı buldu. Onlardan imza alınacak ama aile okuma, yazma bilmiyordu. Bu nedenle kağıda parmak bastırıldı. Ardından ver elini İstanbul… Stephen Appiah ile birlikte, Richard Kingston, Ernest Adjei, Isaac Addo, Yakubu Amadou, Yaw Rush, Iddi Salifu ve Ammenu Musa da İstanbul’a geldi. Florya’da, koğuş gibi ranzaların bulunduğu odalarda kaldılar.

Büyük Avrupa kulüplerinde olduğu gibi Galatasaray da bunları asimile edecek, Türk futboluna kazandıracaktı. Üstelik, 8′inin toplam bedeli 200 bin dolardı. Ancak Appiah, Kingston ile birlikte diğerlerine göre çok farklıydı. Kingston, 18 yaşında Gana Milli Takımı’nın kalesine geçerken, Appiah da Gana Genç Milli Takımı’nın Kaptanı idi.

Bu futbolcular, Florya’da bir aya yakın tutuldu, denendi, maçlara çıkarıldı. PAF Takımı’nın A Takımı ile oynadığı maçta Fatih Terim onları birkaç kez izleme fırsatı bulmuş, hatta Appiah, gol bile atmıştı. Ancak o dönemde altyapının sorumlusu Tamer Güney, raporunu Terim’e teslim etti ve Appiah için, “Geleceği yok, tekniği kısıtlı” denilerek, Ernest Adjei ve Isaac Addo ile birlikte ülkesine gönderildi.

Hem de nasıl? Münih üzerinden Nairobi ve orada 8 saatlik bir bekleyiş ve Accra… Beş kuruş paraları bulunmayan üç futbolcu uğurlanırken, yolculuk için cep harçlığı bile onlara çok görülmüştü.

Appiah, İstanbul’a geldiğine bin pişman şunları söylüyordu:”Mütevazilik yaptım, onun bedelini ödüyorum. Denenmeyi kabul etmemeliydim. “

Nitekim Galatasaray’ın PAF Takımı’nda bile tutulmayan Appiah, üç ay sonra Hearts of Oak’tan Udinese’ye geçti ve doğrudan Serie A’da forma giymeye başladı. Nitekim, 2003 yılında Juventus formasıyla Galatasaray karşısına çıkan Appiah, o dönemde Türk gazetecilere şunu söylemişti:

“İyi ki Galatasaray beni beğenmedi. Richard (Kingston) ile konuşuyorum, kendine takım arıyor. Ben de bu durumda olacaktım.”

Bu yazıyı tekrar okuyunca  “Appiah‘geçmişin intikamını almaya çalışıyor galiba” diye düşünmedim değil ya, kartlar bu kadar açık oynandıktan sonra ucuz komplo teorilerine gerek yok sanırım. İtalyan basınında çıkan haberlere göre Juventus ve Racing Santander‘la görüşüyormuş.

Nereye gider ne yapar bilemem ama eskilerinde dediği gibi; “vefa dediğin İstanbul’da bir semtmiş.”

Paylaş:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • E-mail yoluyla arkadaşına gönder
  • Technorati
  • YahooMyWeb
  • co.mments
  • Live
  • Mixx
  • Reddit

Leave a Reply



This entry was posted on Çarşamba, Eylül 3rd, 2008 at 19:59. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.
     
Page 6 | Page 7 | Page 8 | Page 9 | Kayıt ol | Giriş
lig tv  
Entries (RSS) and Comments (RSS)