(2 Eylül 2008)
Eleştiri doğru yöntemlerle ve gerçekçi argümanlarla yapıldığı takdirde kabul edilebilir. Hattâ gelişimin anahtarıdır. Ancak belirli bir kurumsallık noktasındaysanız eleştiri yapanın kimliğini ve saygınlığını da dikkate almanız gerekecektir.
Kabul edilmelidir ki Fenerbahçe yönetimi, özellikle son dönemde belirli uygulamalarıyla eleştirilmesinin normal olduğu sancılı bir süreçten geçiyor. Gelenler ve gidenler arasında gidenlerden yana açılmış bir fark varken eleştirilecekler tabi ki. Ancak temel soru ve sorun şu noktada “Kimin eleştirileri dikkate değer?”
Fenerbahçe yönetimini gerekirse Mali Genel Kurul’da ya da Olağan Genel Kongre’de kulübün mukadderatı üzerinde oy ve söz hakkına sahip olanlar hakkıyla eleştirebilir. Ortada icraatlardan duyulan bir rahatsızlık vardır.
Fenerbahçe yönetimini Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda hâl ve gidişattan tatmin olmamış taraftarlar hakkıyla eleştirebilir.
Fenerbahçe yönetimini spor basınında, basın ahlâkı ilkesini şiar edinmiş dürüst, ölçülü ve özgün kalemler hakkıyla eleştirebilir.
Bunun dışında kimse eleştiremez mi Fenerbahçe’yi ya da yönetimi?
Tabi ki eleştirebilir. Derler ya hani “Elalemin ağzı torba değil ki büzesin” diye. Ama vurgu yaptığımız haksa eğer bu noktada bir virgül koymak gerekir. Fenerbahçe yönetimini hakkıyla eleştiremeyecek, eleştirmemesi gereken çok insan ya da kurum rüzgâra uyup Fenerbahçe yönetimine ilân-ı harp etmiş. Uğurlar olsun.
Taraftar olarak son dönemlerde gördüğümüz ve tepki çeken bazı uygulamalardan dolayı rahatsızlık duyduğumuz bir takım hususların olması her ağzını açıp gözünü yumana hak vereceğimiz anlamına da gelmiyor. Bunun da böylece bilinmesi gerek.
Türkiye’de spor algısını futbol seviyesine, futbol algısını da kıraathane jargonu seviyesine indiren ve hangi devirde kim daha fazla rant yapıyorsa onun üzerinden yalan haber üreterek, haksız kazanç sağlayarak, holiganizmin çarkına su, yelkenine rüzgâr taşıyan basın yayın organlarının köşe tutarlarından bazılarının, ölmek üzere olan amatör branşları canladıran ve bu yapısıyla ezeli rakiplerine de örnek olarak rekabetin ve dolayısıyla kalitenin bokstan, masa tenisine, kürekten, yelkene kadar yeniden artmasına neden olan bir yönetimi ölçüsüzce tenkit etmesini tasvip etmiyoruz. Siz de kim oluyorsunuz ki? İddaa ve ganyan işleviniz dışında neye yararsınız siz? Marca oldunuz da doğru ve ahlâklı haberler mi yaptınız? La Gazetta Della Sport oldunuz da okuyucunuzu mu bilgilendirdiniz?
Futbol şubemizde belirli bir süredir gidenleri ve gelenleri tartışıyoruz. Bizim futbol şubemiz ile ilgili yaptığımız eleştirinin özü şudur. Sayın başkanımız Aziz Yıldırım ve yönetimimizden hedeflerimiz doğrultusunda transfer bekliyoruz. Yanlış anlaşılmasın, burada kast edilen astronomik rakamlarla yapılan transferler değil. Biz dünyanın dört tarafı taransın, 19-20 yaşındaki değerler bulunsun ve ülke futboluna kazandırılsın bunun derdindeyiz.
Transfermarkt.de sitesini referans alarak Uefa Şampiyonlar Ligi’nde birlikte mücadele edeceğimiz marka değeri yüksek bazı Avrupa takımlarının yaptığı transferlere bakalım. Anlayacağımız üzere aşağıdaki takım Liverpool, son dönemde takıma kattığı 9 futbolcunun yaş ortalaması 23.1.

Aynı arenada rekabet edeceğimiz başka bir takımı ele alalım bakalım ve son dönemde yaptığı transferlere bakalım. Real Madrid…Yaptığı transferlerin yaş ortalaması 22,5.

Bundesliga’ya uzanalım ve Werder Bremen’e bakalım. Yine ortada 4 transfer var ve yaş ortalaması 22.3.

Bir örnek daha vererek incelememize son verelim. Manchester United’a bakalım. 4 futbolcunda iki tanesi Brezilya’dan getirilmiş ve 19 yaş altı kadroya eklenmiş. Kuvvetle muhtemel Alex Ferguson’un yeni keşifleri.

Porto’dan da bahsedecektim ama o kadar genç ismi kadroya katmışlar ki, sığdıramadım. Ama şu kadarını söyleyebilirim ki sonuçta futbolcu bonservislerine 33 milyon avro para ödemişler. Futbolcu bonservislerinden de 45 milyon avro para kazanıp, transferi 12 milyon avro artıda bitirmişler.
Bizim de Fenerbahçe’den beklentilerimiz bu yönde. Eğer vizyonumuzu Avrupa’ya uyumlu hale getiriyorsak –ki tesisleşme alanında belki Avrupa’nın da önündeyiz- futbolcu seçme ve kadroya dahil etme kıstaslarımızda çağdaş modele uygun olmalı. 34 yaşındaki futbolcuya bonservis ödemektense 17 yaşındaki gençleri bulup Türk vatandaşlığına geçirip, alt takımlarda pişirip devler ligi arenasında dünya futboluna pazarlamak çağdaş kulüpçülüğün gereği. Gerçek yönetsel başarı budur diye düşünüyorum.
Eleştirebileceğimiz bir nokta daha var. Biten kontratlar. Türkiye Futbol Federasyonu’ndan takip ettiğimiz kadarı ile 31.05.2009 tarihi itibarı ile yani 10 ay sonra sözleşme süresi biten önemli futbolcularımız var. Şimdiye kadar ilerleyen yıllarda kadroda tutulması düşünülen futbolcularla sözleşme yenilenmeliydi. Hiç vakit kaybetmeden bazıları ile sözleşme yenilenmezse yine bedelsiz transferlerle yitireceğimiz değerlerimiz olacak.
31.05.2009 itibarı ile sözleşmesi bitenler.
-Alexsandro De Souza.
-Can Arat.
-Maldonado
-Deivid De Souza
-Diego Lugano
-Roberto Carlos
-Selçuk Şahin
-Tümer Metin
-Volkan Babacan
-Volkan Demirel
Yönlendirme ve dikkat çekme amaçlı ölçülü eleştirilerimizi yapma hakkı bizde saklıdır. Sözüne, bilgisine, yorumuna ve çapına itibar edilmeyecek kıraathane medyasında değil.
Ferhan YILDIZ
editor@1907.biz












Eylül 4th, 2008 at 15:59
bence sözleşmesi bitenlerden volkan demirel ve babacan, deivid de souza ve alex dışında hepsiyle yollar ayrılmalı. 2003-2004′te daum’la olduğu gibi bir gençleşme harekatına gidilmeli. carlos’la da fiziki durumuna göre devam edilecekse edilir.
çok güzel bir yazı.
Eylül 7th, 2008 at 09:07
Haklılık payınız fazlaca. Alex ne olucak bilen var mı? Gidiyor mu?
Eylül 8th, 2008 at 18:52
uzun süredir bu kadar doğruların yer aldığı bir yazı okumamıştım. devamını bekleriz.
Eylül 8th, 2008 at 19:52
altına imzamı atarım. gayet güzel. devamını bekliyorum.
Eylül 8th, 2008 at 21:49
yönetimde bu açıdan bakmaya başlayabilse..
Eylül 8th, 2008 at 23:37
bütün klişelerden uzak harika bir yazı. tebrik ediyorum.
Eylül 9th, 2008 at 01:14
Yönetime sahip çıkmamız gerek! onlar getirdi bu adamları!! gerekenide ypaarlar!
Eylül 9th, 2008 at 02:34
yahu sen ne diyorsun? ne yani yönetimi eleştirmeyecek miyiz? o getirdide senin benim kulubün parasıyla getirdi cebinden parayla değil
Eylül 9th, 2008 at 04:12
arkadaşlar bu yazıda ters ne var ki? niye polemik oldu?
Eylül 9th, 2008 at 05:58
biriside çıkıp taraftardan bahsetmemiş! kulüp militarist şekilde yönetiliyor arkadaş, ondan ne haber??
Eylül 9th, 2008 at 07:20
arkadaşlar, yeni yazı soruyorsunuz ancak editörümüz ferhan abi şu sıralar biraz yoğun. zaman buldukça bizler için gündemi değerlendiriyor.
Eylül 9th, 2008 at 09:30
doğru. üstelik kulüp artık bu tarzını da saklamıyor. bu da görünmesede çok önemli bi sorun.
Eylül 9th, 2008 at 10:45
buna rağmen gün tribünlerden kopma günü değil daha çok birlik olma günüdür.
Eylül 9th, 2008 at 12:12
devamını bekliyoruz. başarılar
Eylül 9th, 2008 at 18:30
biz ne zaman gençlere yatırım yapacağız acaba. tümer senede 2 milyon euro alıyor bişey yapmadan. yolla, yerine gürhan’a daha fazla şans ver. hem bi oyuncu kazan hem külfetten kurtul ama işte yönetim..